İLK SUNUM | Zekids

İLK SUNUM

Geçen gün bir ilkokul arkadaşım Facebook’ta önce ilkokul öğretmenimizin kendisine (duvarına) sonra da kendi duvarına bir yazı yazmış. İlkokul öğretmenimizle bir yüzleşme yaşamak istemiş. Bizim zamanımızdaki ilkokulların hepsi devlet okulları olduğu için ve ailelerin yaklaşımı genelde ‘eti senin kemiği benim’ seklinde olduğu için dayak konusu şu andakinden daha hoş karşılanabilir bir durumdu. Bizim öğretmenimiz de bu konuda baya iddalıydı. Koruma altına almış olduğu çocuklar hariç diğer tüm öğrencileri tahta cetvelinin dokusuyla tanıştırırdı. Arkadaşım bu konuyla ilgili birkaç anısını yazısına yazmış ve öğretmenimizden bizlerden özür dilemesini istemiş.

Bu yüzleşme olayını okumak enteresan oldu benim için. Okurken hafif bir kaygı bile duyduğum söylenebilir. Otoriteye karşı bir korku yerleştirmiş bir kere benim içime, ben bunu anladım. O yaşlardaki öğretmenlerimizin hayatımızı şekillendirme payları çok büyük aslında. Ne kadar önemli bir şey bu! Sen istediğin kadar çocuğunun karakterini, değer yargılarını düzgün bir şekilde oluşturmaya çalış, birgün hiç tanımadığın bir öğretmen girsin hayatına ve anne babadan sonra en büyük rolü üstlensin. Seçemiyorsun öğretmeni. Aslında keşke mülakat falan yapabilsek öğretmenlerle, biz karar versek öğretmenlerinin kimler olabileceğine (bu da ütopik hayalleimden biri)..

Pıtır 3 yaşında. Bu, okul hayatının ilk yılı. Öğretmenini çok seviyor. Öğretmenini sevdiği için okulunu da çok seviyor. Bu da benim için çok güzel bir şey. Geçen gün dönem sonu olduğundan okulda bir ‘portfolyo günü’ düzenlendi. Her çocuk o dönem işlemiş oldukları konulardan birini seçiyor ve öğretmeniyle birlikte o konuyla ilgili anne ve babasına birşeyler anlatıyorlar. Giyindik, süslendik ve saatimizde okulumuza gittik Pıtır’la beraber. Pıtır gayet neşeli. Öğretmeni bizi karşıladı, sınıfa çıktık, yerlerimize oturduk ve sunum başladı. Ama bu süre zarfında öğretmen Pıtır’a ne kadar heyecanlı olduğuyla ilgili 4 kez soru sordu. ‘heyecanlı mısın?’, ‘heyecanlanmana hiç gerek yok dimi Pıtır’, ‘Bakayım kalbine oooo küt küt atıyor. Heyecanlanmış benim kurabiyem’ şeklinde. Ve böylece Pıtır birilerine birşey anlatmadan önce, sahneye çıkacağı zaman heyecanlaması gerektiğini öğrendi. Ne şahane dimi?...